Chelsea kazanınca Liverpool da Kazanmış Sayıldı

Liverpool önceki gün kazandıktan sonra bu maçın önemi beklenildiği üzere bir kat daha arttı. Tabii bu artışın sebebi City’nin şampiyonluk için hâlâ mücadele ediyor oluşu olmasa da ortada bir prestij söz konusu olduğu için, City bu şampiyonluğu ne kadar ertelerse onların o kadar iyiliğine. Chelsea ise kazanmaya devam etmek istiyor çünkü Şampiyonlar Ligi için mücadeleleri kritik bir noktada ve bu sene de devler ligine gitmek istiyor. Dolayısıyla bu maçı kazanmaları onlar için de önemli.

Guardiola beklenildiği üzere son maçın 11’ine göre tam 6 farklı isimle çıkıyordu. Evinde oynadığı Burnley maçında bu maçı da düşünerek geniş çaplı rotasyona gitmişti. Tabii Agüero’yu kaybetmek onun için beklenen bir durum değildi ama City’nin diğer oyuncularının gücü de ortada. Chelsea’de ise geriden gelip çevirdikleri Aston Villa maçına benzer bir 11 sahadaydı. O gün ikinci yarı oyuna dâhil olup maçın dönmesinde kritik rol oynayan Pulisic bu hafta 11’e gelirken diğer değişiklik ise orta sahadaki Barkley oldu.

Maç City ve Guardiola klasiği olarak City hâkimiyeti ile başladı. Kepa’nın sorumsuz pası sonrası gole çok yaklaşan City’nin bir diğer gol girişimini ise yine Kepa’nın müthiş kurtarışı önledi. İlk çeyrek saatten sonra Chelsea ara ara kıpırdanmalar yaşasa da maç genel olarak kısır geçiyordu. Yarım saatin sonunda hareketlenmeye başlayan maçta Chelsea’nin yakaladığı çok önemli fırsatlar da oldu. Önce Willian’ın topuyla araya kaçan Barkley ile gelişen atak ve devamında verilen kornerde Christensen’in kafa vuruşu, City taraftarları adına yürekleri ağza getirdi. Maçta perdeyi açan golü ise City’nin avlanmaya giderken avlanması ve Mendy-İlkay anlaşmazlığı sonucu Pulisic ile Chelsea attı. City bu sezon sıkça olduğu gibi yine savunma hatası ile oyun olarak önde götürdükleri maçta geriye düştü. Bu gole en çok sevinen de muhtemelen Liverpool taraftarı oldu. Tabii gelmesi için 35 dakika beklediğimiz gol, maçın devamı için de yanında umut vaat ederek geldi. İlk yarı bu skorla biterken City oyuncuları özellikle de Mendy bu hatadan dolayı çok etkilenmiş gözüküyordu.

İkinci yarı ise Pulisic’in golü ile birlikte artan beklentilerimiz karşılık bulmuş gözüküyordu. İlk yarının aksine çok daha hareketli bir maç vardı. Kante’nin yaptığı basit bir faul ve Kevin De Bruyne’nin Trent Alexander-Arnold’a nazire yaparcasına kullandığı şık frikik de City adına beraberlik golünü getirmiş oldu. Bu golün ardından City Sterling ile ikinci gole de çok yaklaştı ama Sterling boştaki Jesus ile oynamak yerine kaleye vurmayı tercih edince fırsat kaçmış oldu. Sonrasında ise orijini zaten stoper olmayan ama sezon boyunca sık sık orada oynayan ve sık sık da sırıtır görüntü çizip hatalar yapan Fernandinho yine hata yaptı, Pulisic kendisinin ve takımının ikinci golüne çok yaklaştı ama City adına günün başarılı isimlerinden Walker topu çizgiden çıkardı. Daha sonrasında ise Chelsea’nin az ama öz geldiği atakların bir diğerinde yine sahneye Fernandinho çıktı. Kaleye doğru giden topu Ederson’u kıskandıracak bir hamleyle çıkarınca kırmızı kart ile oyundan ihraç edildi. Topun başına geçen ve günün yıldızı da olan Willian topu ağlara gönderdi ve Chelsea tekrar öne geçti. Bu golün ardından yaklaşık bir 10 dakika daha seyir zevki yüksek bir maç olsa da sonrasında City’li oyuncular da mağlubiyeti kabullendi ve maçta kayda değer bir gelişme olmadı. Her ne kadar ilk yarısı beklentilerin altında kalsa da ikinci yarısı maçın adına değer bir seyir zevki sundu.

Maçla ilgili söylenebilecek şeylerden bir diğeri de belki de bu seviyede en çok hata yapılan maçlardan birisi olduğu, sık sık bir maçta bu kadar çok hata görmeyiz ama iki takım da özellikle de City tarafı bolca hata yaptı ve bunlar maçın skoruna da etki etti. Chelsea’de Willian’ın yanında Pulisic de çok iyi maç çıkarırken Kante ise Chelsea adına günün sönük isimlerinden birisi oldu. Manchester City’nin canı ise savunması yüzünden bir kez daha fazlasıyla yandı. Fernandinho, Mendy kötü performans gösterirken ileride ise Bernardo Silva, Mahrez, Sterling çok etkisiz kaldı. Doğal olarak City ileride atakları bitiremedi. City’nin başarılı oyuncuları ise savunmayı elinden geldiğince toparlamaya çalışan Walker, golde kısmen hatası olsa da İlkay ve her zamanki gibi kalitesinden ödün vermeyen De Bruyne oldu.

Chelsea savunmada başarılı bir performans sergilerken gelecek sene için gençleri ve gelecek Werner, Ziyech gibi oyuncuları da hesaba katınca yeni sezon için çok şey vaat ediyor. Ayrıca gelecek sene Şampiyonlar Ligi’ne gidebilme konusunda çok kritik bir galibiyet aldılar.

Manchester City savunma anlamında bir kez daha sınıfta kaldı. Her ne kadar lige çoktan havlu atmış olsalar da savunmanın vasat performansı eminim ki Guardiola’yı yaklaşan Şampiyonlar Ligi maçları için endişelendiriyordur. İlk fırsatta savunma açığını kapatacak oyuncuları da bulmak istiyorlardır.

Son olarak Chelsea, 2013-2014 ve 2015-2016 sezonlarında olduğu gibi bir kez daha şampiyonu belirledi. Liverpool daha önce çok kez kıyısından döndüğü, 30 yıl sonraki ilk Lig Kupası ve tarihindeki ilk Premier Lig şampiyonluğunu fazlasıyla hak ederek ve domine ederek kazandı. Jurgen Klopp önderliğindeki Liverpool da başarılardan başarılara koşmaya devam ediyor.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*